goncagode

Bir varmış, bir yokmuş…Çok eskiden, bir yaz günü, Eskişehir denen güzel bir şehirde bir kız çocuğu doğmuş. Bu pembe kıza Gonca demişler ve çok sevmişler. Gonca mutlu bir çocukmuş, ufacık şeylerden bile mutlu olurmuş. En sevdiği oyun bebeklerine giysi dikmekmiş. Resim yapmayı ve giysi modelleri çizmeyi çok severmiş. Eee hal böyle olunca doğduğu şehirde, annesinin dizinin dibinde Resim Öğretmenliği, Grafik Ana Sanat Dalı Bölümü’nde okumuş.

Masallarda hep olur ya beyaz atlı prens, işte o da  okurken çıkmış karşısına ve “Benimle gelir misin?” demiş. Gonca da gitmiş sevdiceğiyle birlikte, kocaman şehir İstanbul’a…

İstanbul’da kocaman şirketlerde çalışmış, çalışmış. çalışmış…Sanki bir trene binmiş sürekli aynı yerlerden gidiyormuş. Ama bir gün yine  tren hep gittiği yollardan giderken makas değiştirmiş ve o zamana kadar gittiği yollara pek de benzemeyen bir yoldan gitmeye başlamış. Bu yolu çok sevmiş Gonca, çok renkliymiş ve süprizlerle doluymuş.  Minik insanlarla tanışmış ve onlardan çok şey öğrenmiş, unuttuklarını hatırlamış. Minik insanlardan birisinin de annesiymiş Gonca.

Çocuklar ve içindeki çocuğa ses veren büyükler için atölyeler tasarlamaya ve eğitimler vermeye başlamış. Atölyelerine sihir katmak için Nazlı Azazi Masal Anlatıcılığı ve Judith Liberman Masal Okulu’nu tamamlamış.

Sonra ne mi olmuş? Şimdilik bu kadar, devamı hala yazılan bir masalmış bu!

Merak ederseniz ara sıra uğrayıp bir bakın:)

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *